
2026-2027 Adli Yılı: Seyir Defteri Yazılıyor
1 Eylül'de açılan yeni adli yılda dijital yargılama ve yargılama öncesi çözüm mekanizmaları hukuki süreçlerin merkezinde. Ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuğun süre ve usulünden e-duruşma ve elektronik tebligatın pratik sonuçlarına, güncel içtihatların çizdiği çerçeveye kadar — yeni dönemin rotasını çiziyoruz.
1. Giriş: Yeni Adli Yıl, Yeni Seyir Defteri Adli yıl her 1 Eylül'de başlar ve 2026-2027 adli yılı da 1 Eylül 2026 itibarıyla açıldı. Yeni dönemin ilk günleri, her yıl olduğu gibi, adli tatilde biriken dosyaların hareketlenmesi ve sürelerin yeniden işlemeye başlamasıyla geçiyor. Hatırlatmakta fayda var: adli tatil 20 Temmuz'da başlayıp 31 Ağustos'ta sona erer (HMK m.102) ve adli tatile tabi dava ve işlerde HMK'nın öngördüğü sürelerin bitimi tatile rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karar gerekmeksizin tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzamış sayılır (HMK m.104). 2026 için bu, uzayan sürelerin 7 Eylül 2026 Pazartesi günü dolduğu anlamına geliyor. Buna karşılık adli tatilde de görülen işlerdeki süreler (HMK m.103) ve arabuluculuk sürelerinin bu uzamadan yararlanmadığını unutmamak gerekir. Ancak bu adli yılın gündemini yalnızca takvim belirlemiyor. İki başlık, hukuki süreçlerin merkezine yerleşmiş durumda: yargılama öncesi çözüm mekanizmaları ve dijital yargılama. Ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk artık istisna değil kural; e-duruşma, elektronik tebligat ve dijital delil ise dosyaların günlük rutini hâline geldi. Bu yazıda yeni dönemin seyir defterini bu iki eksen üzerinden tutuyor, güncel içtihatların çizdiği çerçeveyi ve pratik sonuçlarını ele alıyoruz.
2. Ticari Uyuşmazlıklarda Dava Şartı Arabuluculuk: Mahkeme Kapısına Gelmeden Masada Çözüm 1 Ocak 2019'dan bu yana, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması bir dava şartıdır (TTK m.5/A). Kapsamı belirleyen ölçüt iki katmanlıdır: uyuşmazlık, TTK m.4 ve diğer kanunlar uyarınca ticari dava niteliğinde olmalı ve talep para alacağı ya da tazminata ilişkin bulunmalıdır. Mutlak ticari davalarda tarafların sıfatı önem taşımazken, nispi ticari davalarda uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olması aranır. Tespit, men ya da sözleşmenin feshi gibi konusu para olmayan talepler bu kapsamın dışında kalır. 2023 yılında yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun ile dava şartı arabuluculuğun alanı genişledi: kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkından doğan uyuşmazlıklar da dava şartı kapsamına alındı. Ticari hayatta özellikle işyeri kiralarına ilişkin uyuşmazlıkların artık iki ayrı kapıdan da arabuluculuğa tabi olabileceğini akılda tutmak gerekir.
3. Süreler ve Usul: Rotanın Sapmaması İçin Arabuluculuk sürecinin takvimi kanunla çizilmiştir. Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırmak zorundadır; bu süre zorunlu hâllerde en fazla iki hafta uzatılabilir (TTK m.5/A-2). İş uyuşmazlıklarındaki üç haftalık süreden farklı olan bu takvim, ticari dosyalarda müzakere için daha geniş bir alan bırakır. Süreler bakımından en önemli güvence şudur: arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez (HUAK m.18/A-15). Zamanaşımının sınırına yaklaşan alacaklarda arabuluculuk başvurusu, bu nedenle yalnızca bir usul şartı değil, aynı zamanda süreyi koruyan bir araçtır. Usul yönünden dikkat edilmesi gereken üç nokta: - Son tutanak dava dilekçesine eklenmelidir. Eklenmezse mahkeme, bir haftalık kesin süre içinde tutanağın sunulmasını ister; sunulmazsa dava usulden reddedilir (HUAK m.18/A-2). - Arabulucuya başvurulmadan açılan dava, herhangi bir işlem yapılmaksızın dava şartı yokluğundan usulden reddedilir. - İlk toplantıya mazeretsiz katılmayan taraf, davada kısmen ya da tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur ve lehine vekâlet ücretine hükmedilmez (HUAK m.18/A-11). Sürecin sonunda anlaşmaya varılırsa ve anlaşma belgesi taraflar, avukatları ve arabulucu tarafından birlikte imzalanırsa, belge icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde sayılır; anlaşılan konularda bir daha dava açılamaz (HUAK m.18/4-5). Anlaşma sağlanamazsa arabulucu ücretinin ilk iki saatlik kısmı Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır, aşan kısım ise taraflarca eşit ödenir ve dava açılması hâlinde yargılama giderinden sayılır.
4. Dijital Yargılama: Yeni Rota, Yeni Kurallar Dijital süreçler hız kazanıyor ve dosyalar daha öngörülebilir ilerliyor. Ancak her değişim gibi bu da yeni kurallar ve dikkatli bir takip gerektiriyor. Yeni adli yılda üç dijital araç öne çıkıyor: e-Duruşma (HMK m.149): 2020'de 7251 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme uyarınca mahkeme, taraflardan birinin talebi üzerine talep eden tarafın veya vekilinin, aynı anda ses ve görüntü nakli yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılmasına ve usul işlemleri yapabilmesine karar verebilir. Tanık, bilirkişi ve uzmanlar da aynı yöntemle dinlenebilir. Talep, duruşmadan önce UYAP üzerinden iletilir ve kabul mahkemenin takdirindedir; kabul edilmeyen bir e-duruşma talebi, fiziki duruşmaya katılma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Elektronik tebligat (Tebligat Kanunu m.7/a): Sermaye şirketleri, avukatlar, noterler ve kanunda sayılan diğer kişiler bakımından tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur. Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi (UETS) üzerinden gönderilen tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Sürelerin hesabında belgenin okunduğu tarih değil, bu beş günlük kuralın belirlediği tarih esas alınır. UETS kutusunun düzenli takibi bu nedenle yalnızca bir iyi uygulama değil, hak kaybının önündeki tek settir. Dijital delil: E-posta yazışmaları, anlık mesajlaşma kayıtları ve elektronik ortamda imzalanan sözleşmeler artık ticari dosyaların olağan delilleridir. Güvenli elektronik imza ile oluşturulan elektronik veriler senet hükmündedir (HMK m.205); diğer elektronik kayıtlar ise belge (HMK m.199) olarak delil değeri taşır. Buradaki pratik mesele, kaydın varlığından çok bütünlüğünün ve kaynağının ispat edilebilmesidir. Şirketlerin dijital yazışma ve kayıt saklama politikalarını bu gözle gözden geçirmesi, ileride açılacak davaların ispat yükünü baştan hafifletir.
5. Güncel İçtihatlar ve Pratik Sonuçlar Dava şartı arabuluculuğun yedinci yılında, yüksek yargının yerleşik yaklaşımı büyük ölçüde netleşmiş durumda. Uygulamayı şekillendiren başlıca ilkeler şöyle özetlenebilir: - Sonradan başvuru eksikliği gidermez. Dava açıldıktan sonra arabulucuya başvurulması, dava şartı eksikliğini tamamlamaz; dava şartı, davanın açıldığı anda mevcut olmalıdır. - Uyuşmazlık konusu tutanakla örtüşmelidir. Arabuluculuk son tutanağında belirtilen uyuşmazlık konusu ile dava konusu arasında uyum aranır. Tutanakta hiç yer almayan bir talep için açılan dava, o talep yönünden dava şartı eksikliğiyle karşılaşabilir. - Talep artırımı yeni arabuluculuk gerektirmez. Aynı uyuşmazlık konusuna ilişkin kalmak kaydıyla, dava değerinin ıslah yoluyla artırılması için yeniden arabulucuya başvurulması aranmaz. - Ticari dava niteliği titizlikle tespit edilir. Nispi ticari davalarda her iki tarafın da tacir olması ve uyuşmazlığın ticari işletmeleriyle ilgili bulunması aranır; bu koşul karşılanmıyorsa dava şartı arabuluculuk hükümleri uygulanmaz. - Elektronik tebligatta beş gün kuralı kesindir. Sürenin başlangıcı bakımından tebligatın okunduğu tarihe değil, elektronik adrese ulaşmayı izleyen beşinci günün sonuna bakılır. Bu ilkelerin pratik sonucu açıktır: yeni düzenlemeler mahkemelerin iş yükünü hafifletirken, dosyanın kaderini mahkeme salonundan çok başvuru anındaki özen belirliyor. Arabuluculuk başvurusunda uyuşmazlık konusunun eksiksiz ve dava dilekçesiyle uyumlu biçimde tanımlanması, sürelerin arabuluculuk takvimi ve elektronik tebligat kuralları birlikte hesaplanması ve dijital delillerin baştan düzenli tutulması, yeni dönemde en sık karşılaşılan hak kayıplarını önlüyor.
6. Yeni Adli Yıl İçin Kontrol Listesi - Adli tatile denk gelen süreleri gözden geçirin: HMK süreleri 7 Eylül 2026'ya uzamış sayılır; ancak arabuluculuk süreleri ve adli tatilde görülen işlerdeki süreler tatilde de işlemiştir. - Ticari alacak dosyalarında arabuluculuk son tutanağının dosyada bulunduğundan ve uyuşmazlık konusunun dava dilekçesiyle örtüştüğünden emin olun. - Zamanaşımına yaklaşan alacaklar için arabuluculuk başvurusunun süreyi durdurduğunu hatırlayın; başvuruyu sürenin son gününe bırakmayın. - UETS adreslerinin aktif olduğunu ve düzenli kontrol edildiğini teyit edin; sorumlu kişileri yazılı olarak belirleyin. - e-Duruşma taleplerini duruşma tarihinden makul süre önce UYAP üzerinden iletin ve ret ihtimaline karşı fiziki katılım planı yapın. - Sözleşmelerinizdeki uyuşmazlık çözüm, yetki ve tahkim şartlarını dava şartı arabuluculuk düzenlemeleri ışığında yeniden okuyun. - Dijital yazışma ve kayıt saklama politikanızı delil bütünlüğü ve kaynağın ispatı açısından güncelleyin.
7. Sonuç 2026-2027 adli yılı, uyuşmazlık çözümünün ağırlık merkezinin mahkeme salonundan masaya ve ekrana kaydığı bir dönemin devamı niteliğinde. Dava şartı arabuluculuk ticari uyuşmazlıklarda zaman ve maliyet kazandırıyor; dijital yargılama araçları ise dosyaları daha hızlı ve öngörülebilir kılıyor. Ancak her iki alan da kendi takvimini ve kurallarını beraberinde getiriyor. Rotanın sapmaması için süreler ve usuller yakından izlenmeli. Seyir defteri doğru tutulduğunda yeni düzenlemeler bir risk değil; doğru navigasyonla zaman, maliyet ve öngörülebilirlik kazandıran bir avantaj hâline geliyor.
_Bu içerik genel bilgilendirme amaçlı olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Somut bir ticari uyuşmazlık, arabuluculuk süreci veya süre hesabı için ticaret hukuku ve uyuşmazlık çözümü alanında uzman bir avukata başvurmanızı tavsiye ederiz._
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık veya görüş teşkil etmez. Özel durumunuz için büromuzla iletişime geçiniz.

